Etiketler

,

Görüşmeyeli nasılsın? Umarım iyisindir. Bu mektubumda da senin hayvan sevginden bahsedeceğiz. Bu kez balıklar. Endişelenme sana balık tutarken nasıl öleceğin konusunda bir ders vermeyeceğim, onu beceremediğini bana kanıtladın. Bu kez akvaryum balıkları üzerine konuşacağız. Hani ağızlarını açıp kapatırken, bir o yana bir bu yana salınırken suyun içine bakteriler saçan balıklar. Bundan haberin olduğunu biliyorum yoksa küçükken zavallı Japon balığını sudan çıkartıp ağzına sıvı sabun doldurmazdın. Sanırım tuvaletlerini suya yapmalarına kızmıştın. Hatırlayamadım. Neyse bu kez balığa sen zarar vermeyeceksin. Balık, günler geçtikçe akvaryum suyunu hastalık merkezine dönüştürecek. Rica ediyorum temizlik hastalığını bir kenara bırakıp birkaç gün suyu temizleme ve planıma su temizleyen cihazlardan takma. Aslına bakarsan bahsedeceğim bakteri balıkları etkiliyor. Zavallıların pulları dökülüyor, omurgaları hasar görüyor ve zayıflıyorlar. Bizim (yani seninve benim)  niyetimiz üzerinde açık yara olan elini o suya daldırıp bakterinin vücudunu ele geçirmesini sağlaman. Bunu yapabilir misin? Yaranın olduğu bölgede çıbanlar ve yaralar oluşacak, eklemlerine sıçrayacak ve belki de kemiğin çürüyecek. Bu işi becerebilirsen kan dolaşımına girip bütün bedenine yayıldıktan sonra seni öldürecek. Tedavisi uzun bir hastalıkmış, gördüğün üzere ölmek de zor. Böyle olsun istemiyorum. Ne zaman öleceğini bilmeliyim, değil mi? Sen beni öldürecek olsan bunu bilmek istemez miydin? Bir gün beni uğraştırmayı bırakıp intihar etme olgunluğunu göstermeni umuyorum. Bu yüzden araştırmalarıma bir son verdim. Doğal ölüm gibi gözüken bir intiharın katili olmak beni çok yoruyor… Anlıyor musun? O yüzden bu son mektup. Havalar soğuk, sıkı giyin.

Hoşçakal. (ama çok da hoş kalma çakal)

 

Yazarın notu: Üçüncü mektup için yapılan “Bu çok hafif kalmış sanki…” eleştirisi sebebiyle adını bilmediğim müstakbel katilim mektupların neden yumuşadığını açıklama gereği duydu. Daha çok mektup yazabilirdi, türlü garip hastalıklar araştırmıştı fakat ben izin vermedim. Tüm mektupları yazdığımda sadece üçünü yayınlamaya karar vermiştim bile. Zira mektubun yazarı artık acı çekmiyor gibime geldi. Kim bilir? Siz yine de balıklara, kedilere, deniztaraklarına ve farelere dikkat edin sevgili okuyucular.