“Bu sabah…” dedi, “Mektup yazdım ona. Öyle elektronik falan da değil, bizimki eski mesele… Ben de oturdum kağıda yazdım. Ölmesi gerek gibime geliyor yıllardır fakat ölmüyor. İntihar eder dedim ama… Onu da yapmadı. Ben de mektup yazdım ona. Dur, okuyayım.”

Selam. Sen balık seversin. Düşündüm ki bir akşam harika bir deniztarağı ızgarası yesen… İstridye? Hangisini daha çok sevdiğini bilmiyorum. Midye de olabilir. Takım elbise giymişsin, rakı içip o deniz yaratıklarını yiyorsun. Yok, hayır. Beyaz şarap iç. Bütün bunları zevkle yiyip içerken o şeylerin yüksek miktarda domoik asit içerdiğinden haberin yok tabii. Domoik asit ne biliyor musun? Bazı tür yosunlarda bulunan bir biyotoksin. O yediğin kabuklu hayvan bu yosunu emmiş ve sindirip depolamış olabilir. Neden olmasın? E sonra sen de o kabuklu hayvanı yedin. İşte böylece domoik asit zehirlenmesi vücudunda çoktan başladı. Birazdan miden bulanacak, kramplar saplanacak. Sen şanslı bir insansın, bu kadarla kalabilir. Fakat merkezi sinir sistemine ve beynine de ilerleyebilir. Neden olmasın? Araştırmalarıma göre beynine ilerlerse hafızanı kaybedeceksin ve bir yerden sonra komaya falan gireceksin. Tarif bile aldım bak; zehirli deniz kabuklusunu una bulayacağım. Göz kararı erittiğim tereyağına zehirli kabukluları katacağım. Birkaç dakika kızarttıktan sonra biber, sarımsak vs. ekleyip karıştıracağım. Belki kekik de olur? Sen kekik sever misin? Piştiğinden emin olduktan sonra tabağa tercihime göre limon kabukları ya da portakal kabuklarıyla süslemeler yapacağım. Sen de afiyetle yiyeceksin fakat bu yol bana çok dolambaçlı geldi. Uğraşıp yosun emmiş midye bulsam bile öleceğin kesin değil. Bu yüzden biraz daha düşüneceğim. Güzel bir gün geçirmeni dilerim.